PARİS – BRUGGE – AMSTERDAM ROTASI

3 şehir 3 ülke!

Her zaman ki gibi size bu turda da her gezi blogunda bulunan klasik şuraları gezin buralarda şunları yiyin demeyeceğim. E neden bahsedeceğim o zaman… Sürpriz. Rotamız bu sefer ParisBruggeAmsterdam. Şunu farkettim ki geziye çıkarken sizin geziden ne beklediğiniz çok önemli bir etken.

Paris’teki Tuzak

İlk durağımız Paris… Romantizmin başkenti Paris için neler söylesem az. İlk olarak şehrin pahalılığından bahsedebilirim. Müzeler, yeme-içme, kalacak yer herşey diğer avrupa ülkelerine göre bir tık pahalı. Ama değer… Bildiğiniz markalar, boşuna buralarda çıkmamış. Pegasusla Paris’e geldik havaalanından nasıl gideriz diye düşünürken herkesi takip ederek metroyu kullandık. Kaçak binemiyorsunuz çünkü Türkiye’deki gibi turnikeler mevcut. Kaçak binme planları yapanlara bu sözüm. Paris çok çok temiz bir şehir ve beni ters köşe yaptı. Daha öncesinden milliyetçi Fransızlara soğuk bakarken Paris hayranı olarak geri döndüm. Şehir de mükemmel bir yeşillik söz konusu: yollarda dolmabahçe beşiktaş yolundaki gibi koca koca ağaçlar, şehrin ortasında koca koca parklar, göletler ve mangal yakmak için piknik yerleri(şaka). Paris’e gidip de beğenmemenizin bir sebebi olabilir. İşte bende bu gezi rehberlerini bunun için yazıyorum. Bul karayı al parayı cart curt tekerlemelerle çok basit gözüken turistleri dolandırma numarasına sakın sakın sakın kanmayın. Olay şöyle gerçekleşiyor: Genelde turistik yerlerin tam ortasında değil de çevresinde 4-5 adam oyuna odaklanmış izliyorlar. Hoooop sizde diyorsunuz “noluyo lan orda”. Hah işte bunu dediğiniz an ayvayı yediniz. 3 küçük kova ve 1 küçük topla adam el çabukluğuyla topu o kovadan o kovaya taşıyor sizde en son hangi kovada küçük topun olduğunu bulmaya çalışıyorsunuz. Eeeee 1/3 şansınız var birde gözünüzle görüyorsunuz hangisinde olduğunu şans oranı size göre 1/1 oluyor Etraftaki 4-5 adam, el çabukluğu yapan adamdan yani tezgahın içinde ve sürekli oyuna girip para kazanıp kaybediyorlar. Sizde etrafta turist turist izleyip “ulan nasıl bilemedi onda değil öbüründeydi” veya “aha bildi ne kadar kolay” diye söylenirken hooooop adam size sesleniyor ve oyuna sizi dahil etmek istiyor. Sakın emin olsanız da olaya girmeyin çünkü bir şekilde kaybediyorsunuz. Tabi olay başıma geldi de konuşuyorum, ben yaklaşık 5-6 metreden izlerken adam etrafında 4-5 adam varken bana seslendi. Burdan o 4-5 adamın kendi adamı olduğunu anlayabiliriz. Geldi yanıma hangisinde dedi. Ben seçim yaparken bir kovayı daha kaldırmıştı yani şansım 1/ 2 idi. Ne kadar dedim ve ne verirsen 2 katı dedi. İyi bakalım dedik kendimizden emin şekilde 50 Euro çıkardım verdim. Gittik kovayı açmaya bir baktım kutuda top yok. Ben şok, ben ölü, ben sararmış, ben bayılmak üzere… 50 Euronun gitmesiyle bende el ayak yok. E tabi nasıl oldu onuda bilmiyorum ama bir şekilde emin olduğum kovada çıkmadı. Hemen hızlıca uzaklaştım oradan çünkü daha da bataklık, almaya kalkacam deseniz daha çok batıyorsunuz. Türkiye’de arkadaşımla konuşurken aynı şeyin başlarına geldiğini ve 3 kez ard arda oynayarak 50 şer eurodan 150 euro kaybettiklerinden bahsetti. Aman ha Paris Eyfel çevresinde bu tür tuzaklara düşmeyin. Şayet aynı şeyi Almanya’da da gördüm. Tüm Avrupa’da yaygın şekilde bu tezgah uygulanıyor.
Bu tezgahı anlattım Paris’e tekrar dönelim. Metro illa ki kullanılması gerekiyor. Şehir Prag gibi küçük olmadığından bir yerden bir yere gitmek için elbet bir yerde kullanmanız gerekiyor. Yine de yaz aylarında çoğu yeri yürüyerek gezebilirsiniz. Louvre için internetten bilet alıp gitmeniz sizi 2-3 saatlik sıralardan kurtaracaktır keza Eyfel Kulesi içinde aynı şey geçerli. Özetle Paris: yeşil, temiz, pahalı, yağmurlu, eğlenceli ve her kesim insanın beklentisini kesinlikle karşılayacaktır.

Louvre Müzesi
Louvre Müzesi

Masalsı şehir Brugge

Şimdi Paris’ten Brugge’a gidelim dedik. Öncelikle nasıl gittiğimi anlatıyorum. Trenle Brüksel aktarmalı Brugge’a gidebilirsiniz. Lakin bence gereksiz pahalı ama durumunuz yetiyorsa hiç uğraşmayın doğrudan gidin. En ucuz gitme yöntemi tabii ki otobüs. Otobüs biletini biz megabus’dan aldık alternatifler mevcut ve sitede böyle bir yazıda yazdım. Erken rezervasyonla 1 Euro’dan alabileceğiniz otobüs Paris’ten Brüksel’e gidiyor. Brüksel’den Brugge’a trenle geçmeniz zorunlu. Başka bir türlü toplu ulaşımla gitmeniz imkansız. Brugge biletini otomattan alırsanız 12 Euro gibi bir tutar lakin ofisten ve 26 yaş altıysanız 6 Euro’ya alabilirsiniz. Ayrıca günü birlik gidiş dönüş alırsanız 13 Euro. Kaçak binmeyin ben sabah 6 da bindim ve kontrol kesinlikle oluyor. Bu trene biletsiz binmek büyük risk. Brugge tren garından şehir merkezine otobüs 3 euro(çok pahalı) bunun sebebi sanırım toplu taşımanın fazla olmaması çünkü eğer offline çalışan bir haritanız varsa 20 dk yürüyerek şehir merkezine gelebilirsiniz.
Brugge için dünyadan kopmuş sessizlik şehri diyebirim. Çok çok çok küçük bir şehir. Bu şehir için 1 tam gün rahatlıkla yeter ve yürüyerek istediğiniz yere gidebilirsiniz. Son dönemde patlayan bu şehirde tek ses turistlerin sesi çünkü benim beklediğimden çok turist var. Tavsiyem bolca yürüyün ve kartpostal gibi resimler çekinin.
Şimdi merakla beklenen Amsterdam’a geldik.

Meraklısına Amsterdam Tadı

Brugge’dan trene binip Brüksel’e ardından Amsterdam’a da megabus otobüs firması ile geldik. Yazının başında dediğim gibi geziye çıkma sebebiniz şehirden beklentilerinizi kafanızda şekillendiriyor. Müzeleri seven biri için Amsterdam’ı tavsiye etmiyorum. Daha doğrusu kesinlikle şöyle yazabilirim sadece ot içmek, space kek yemek, red light discritte kadınlarla eğlenmek istiyorsanız bu şehir tam size göre. Eğer olaya ot içmek haricinde bakabiliyorsanız! bu şehir için 1-2 gün hayliyle yeter. Ot içmeyenler için bence en iyi tercih space kek. Bende ot içmediğim için sadece space kek yiyerek yetindiğim ve daha sonrasında 1 günümü space kek kafasıyla öldürdüm. Space kek yedikten 2-4 saat sonra etkisini gösteriyor. E tabi bi deneyelim dedik sonuç beynimi kontrol edememeye başladım; manasız zamanın yavaşlaması, bir işi yaparken saatlerce geçiyormuş hissi, konuşamama, periyodik şeylere karşı odaklanma gibi. Ertesi gün şu kanıya vardım bunu içen insanların gereksiz zaman harcadığı çünkü zaman akıp gidiyor siz boş boş bunun kafasıyla hayatınıza anlamadığınız bir şekilde devam ediyorsunuz. Kısaca; Gidip deneyip öğrenin. Ben de bir kere denedim bir daha da denemem diyenlerdenim. Önemli parantez: “panik atak gibi hastalığınız varsa çok ciddi şekilde etkilenebilirsiniz çünkü olayın geçmesini istiyorsunuz lakin 8 saate kadar kafanız güzel oluyor.”

Spacekek yemeden önce keyfim yerindeyken :)
Spacekek yemeden önce keyfim yerindeyken

Peki Nerde satılır? Space kek ve ot türevi ihtiyaçlarınızı COFFESHOP denilen kahve ve ot satılan yerlerden karşılayabilirsiniz. Bulldog en ünlüsü olsa da ben GreenHouse adlı mekanı tavsiye ediyorum. Ayrıca smartshop denilen yerlerde hap türevi çeşitli kafa yapan malzemeler ve hediyelikler mevcut. Ot türevlerini bir kenara bırakalım şimdi dünyaya lale satan bu ülkede süs olarak tahta laleler mevcut bunlardan mutlaka alın derim. Ayrıca unutmadan hollanda ineği meşhurdur. Bu yüzden bir sürü peynir çeşidi var fazla almayın çünkü bazıları gerçekten bizim peynir anlayışımızı hiç karşılamıyor. Peynir alışverişinizi marketlerden yapabilirsiniz keza sadece peynir satan turistik yerlerde turistler haricinde müşteri yok : )

Başka rotalarda görüşmek üzere…

266 sizce ne?

BURDA OLANLAR ARAMIZDA

Öyle bir kere girip çıkma ile bu siteden vazgeçemezsin. Bilgiyi çayla istersen bir kaç kez tekrar gel bu sayfaya hatta aşağıya bir yorum yap ismin yürüsün. Ayağın alışsın...
Sabahsekiz kıraathanesi seni her zaman bekler.

İlk yorumu siz yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir